Eğitimin temel unsuru kaliteli öğretmendir

Beyin Göçü ve Göçmenlerin Eğitimi Perspektifinde Türkiye’nin Önündeki TarihÎ Fırsatlar

- Bu haber 29 kez okundu.

Eğitimin temel unsuru kaliteli öğretmendir

Kaliteli eğitimin temel unsuru kaliteli öğretmenlerdir. Dünyada öğretmenlerini yenilik hürriyetçi bir şekilde destekleyen ülkelerde muhteşem kalitede başarılar yakalanıyor.

HAZIRLAYAN (4) - İNOSAM

TÜRKİYE, EĞİTİME ÇOK GEÇ BAŞLIYOR!

Halbuki veliler ve öğrenciler bunun yerine, eğitimde daha yüksek verimlilik, inovasyon ve fen, teknoloji, yazılım, yapay zekâ, kodlama, matematik liseleri, mühendislik, dijital, meslekî eğitim seçenekleri çevresinde şekillenmeliydi. Bunlara gerçekten ve acilen ihtiyaç var. Ama bütün bunlar için öğrenmeye daha erken yaşta başlamamız, öğretmenlere ciddî yatırım yapmamız ve millî eğitimi deneme tahtası olmaktan kurtaracak politika düzeltmeleri ve kestirme çözümleri bilen vizyonel, tecrübeli ve liyakatli bir eğitim yöneticisi ekibine ihtiyacımız var.

Türkiye, eğitime çok geç başlıyor. Büyük hedef ve iddiaların Türkiyesi çocuklarını ilkokula başlamadan çok çok önce, daha doğar doğmaz eğitime başlatmalıdır. En azından üstün yetenekli ve üstün zekâlı çocukların eğitimine daha erken başlamakla işe başlamalıdır Türkiye. Çocukların beyin gelişimi üç yaşına kadar yüzde 80 oranında tamamlanıyor. Eğitime erken ve iyi başlamanın beyin biliminden pedagojiye birçok ispatı bulunmaktadır. Türkiye, üstün zekâlı ve üstün yetenekli bu çocuklara nasıl kaliteli ilgi ve destek sağlanacağı konusunu başarmalıdır. Ayrıca erken eğitim vasıtasıyla Türkiye (ilkokul öncesi eğitim) çocuklara daha fazla sosyal, bilişsel ve duygusal gelişim fırsatı sunarak, yeni dünyanın ehliyet ve vasıflarına daha kolay adapte olmalarını sağlamış olacaktır.

KALİTELİ EĞİTİMİN TEMEL UNSURU KALİTELİ ÖĞRETMENDİR!

Kaliteli eğitimin temel unsuru kaliteli öğretmenlerdir. Dünyada öğretmenlerini yenilik yapma, hem öğrencilerin hem de ülkenin ihtiyaçlarına adapte olmaları konusunda hürriyetçi bir şekilde destekleyen ülkelerde muhteşem kalitede başarılar yakalanıyor. 

Türkiye, öğretmen yetiştirme politikalarından öğretmenlerin görevde yükselme/terfileri, ödüllendirme ve ücretlendirilmelerine kadar ciddî bir revizyona gitmesi gerekiyor. Türkiye’nin hem alanlarında uzman, hem rol model kişilikli, hami, rehber ve danışman öğretmenleri istihdama ihtiyacı vardır.

Türkiye’de, öğretmenlerin iş kaybı oldukça yüksektir. Türk eğitim sistemi doğru becerilere sahip öğretmenleri yetiştirme, işe alma ve görevde yükseltmekte zorlanan bir yapıya sahiptir. Türkiye’yi yeni dünyanın gerektirdiği boyutta bir değişime hazırlamak, ancak öğretmenler sayesinde ve okullarda mümkündür. Kopyacı eğitim uygulamalarıyla ve tercüme odasından çıkmayan reformcularla, küçük çaplı inovasyonlarla bu mümkün değildir. Türkiye öğretmenlerinin iyi eğitimli olduğu ve yüksek maaş aldığı, güçlü, çağdaş, bilimsel ve demokratik ulusal eğitim sistemi oluşturmaya öncelik vererek, nitelikten önce niceliğe finansal yatırım yapan bir eğitim sistem devrimi başlatmalıdır.

Günümüz dünyasında şahıslar, toplumlar ve ülkeler güçlü bir istikbal adına fark oluşturmak, sıçrama yapmak için en proaktif belirleyici olan eğitime bel bağlıyor. Nitelikli eğitimin şahsî, toplumsal ve ülke olarakta istikrar açısından da ciddî sonuçları var.

TÜRKİYE, BEYİN GÖÇÜ VE BEYİN EROZYONU SORUNUYLA YÜZLEŞMELİDİR!

Türk beyin göçünün tek suçlusu rejim yahut eğitim sistemi değildir. Türkiye, izlediği vahşi neoliberal politikalar dolayısıyla insanlarını para odaklı, aydınlarını ilkesiz, toplumunu da ahlâk ve erdemi baskılayıp ezmeye çalışan avantacı ve torpilci bir rol modelliğe sürüklemeye devam etmektedir. Türkiye’nin yüzleşmesi ve çözmesi gereken sorun budur.

Türk beyin erozyonunun sebeplerini Türk toplum yapısından kaynaklanan sosyal baskı ve hastalıklarda, topluma enjekte edilen selefi dini öğretilerde, adil ve eşitlikçi fırsatlar sunmayan ekonomik düzende ve diğer taraftan da Batıya yönelik hürriyet ve refahla eşgüdümlü cezbedici algılarda da aramak gerekiyor.

Beyin göçünün en önemli sebebi olarak genellikle siyasî faktörler üzerinde yoğunlaşan akademisyenlere göre, ilim-irfan ehline baskı uygulayan ve bu kesime karşı nefret besleyen siyasî iktidarlar, aydınları, ilim adamlarını, düşünürleri ve akademisyenleri sindirerek bu kişilerin kendi istekleriyle göç etmelerini sağlamaya çalışıyor.

Kaynak: Yeni Asya

Anahtar Kelimeler:
EğitimöğretmenTalebe
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.