Emailinizi Ekleyin
E-mail Yazın:
Anket: Seçim
2009 Yılında Genel Seçim Olurmu
Aktif Kullanici: 1
Misafir: 1
Uye: 0
Anasayfa | Güncel | AB'den "bor" darbesi!

AB'den "bor" darbesi!

Yazı Fontu: Decrease font Enlarge font
image

Avrupa Birliği (AB), dünya bor rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip olan Türkiye'nin itirazlarına rağmen, boru ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' listesine aldı.
 
Türkiye, AB'ye bor ihracatının yüzde 70'ini olumsuz etkileyecek kararla ilgili Dünya Ticaret Örgütü'nde (DTÖ) dava açmaya hazırlanıyor. Daha önce 2 kez DTÖ yaptırımlarına maruz kalan Türkiye, ilk kez DTÖ'ye şikayette bulunurken, bunun AB aleyhine olması da ayrıca önem taşıyor. AB'nin söz konusu kararı nedeniyle, Türkiye'nin AB dışındaki ülkelere ihracatının olumsuz etkilenebileceği belirtiliyor.

TÜRKİYE'NİN İTİRAZLARI SONUÇ VERMEDİ
 
Edinilen bilgiye göre, AB Komisyonu, 2000 yılında, boru söz konusu direktif kapsamında incelemeye aldı. Teknik İlerleme Komitesi, 16 Şubat 2007'de, borik asit ve sodyum boratların, ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' olarak sınıflandırılmasını öngören bir tavsiye kararı kabul etti. Komisyon çalışmalarını sürekli takip eden Türkiye, bor konusundaki hassasiyetini, hem Gümrük Birliği Ortak Komitesi'ne hem de ikili görüşmelerinde sürekli iletti. Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ile Çevre ve Orman ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanları da AB Komisyonu'nun ilgili komiserlerine muhatap mektuplar yazdı.
 
Ancak söz konusu girişimler tavsiye kararının alınmasını engellemezken, AB, söz konusu tavsiye kararını, DTÖ Ticarette Teknik Engeller Anlaşması'ndan kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde, 4 Mayıs 2007'de ilgili komiteye bildirdi. Alınan bildirim üzerine DTM koordinasyonunda Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Eti Maden İşletmeleri ile ilgili diğer kurum ve kuruluşların katılımı ile toplantılar yapılarak, bundan sonra Türkiye'nin izleyeceği yol ve yöntemler tartışıldı. Toplantılarda, DTÖ üyelerinin bilgi ve yorumuna sunulan taslak direktife ilişkin ''Türkiye'nin Yorumu''nun oluşturularak AB Komisyonu'na iletilmesi, ayrıca DTÖ Ticarette Teknik Engeller Komitesi'nde ''Önemli Ticari Sorunlar'' başlığı altında gündeme getirilmesi kararlaştırıldı.
 
Türkiye, Komite'nin geçen yıl Temmuz ve Kasım, bu yıl Mart aylarında yapılan toplantılarında, sınıflandırma kararına ilişkin itiraz ve çekincelerini defalarca vurguladı. Türkiye'nin yanı sıra, ABD, Malezya, Avustralya, Arjantin, Şili, Japonya ve Çin de sınıflandırma aleyhinde görüş bildirdi. AB'ye işbirliği teklifinde de bulunan Türkiye, bu yıl Şubat'ta AB Komisyonu ile yaptığı teknik toplantıda, sınıflandırma kararının kabul edilmesi halinde, konuyu DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Organı'na götürmekte kararlı olduğunu kesin bir dille ifade etti.
 
Türkiye'nin işbirliği tekliflerine olumlu yaklaşmayan AB komisyonu, ''üremeye olumsuz etkili toksik madde'' olduğu gerekçesiyle 2 sayılı listede yer almasına ilişkin direktifi, 9 Haziran 2008'de kabul etti. AB'nin söz konusu kararı, 15 Eylül'de Topluluk Resmi Gazetesi'nde, 20 gün sonra yürürlükte olmak üzere yayımlandı.
 

 
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, AB, 67/548/ECC sayılı AB Komisyonu direktifi doğrultusunda, tehlikeli maddelerin sınıflandırılması, ambalajlanması ve etiketlenmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Direktif uyarınca, kimyasal maddeler, insan sağlığı yönünden risk durumlarına göre 3 listede toplanıyor. İnsan üzerinde yapılan deneylere göre sağlık üzerinde olumsuz etkileri belirlenen ürünler ilk listede yer alırken, hayvanlar üzerinde yapılan deneylere göre insanları da olumsuz etkileyebileceği öngörülen ürünler ''2 sayılı liste''de sınıflandırılıyor. Şüphelenilen ve az riskli bulunan ürünler ise 3 sayılı listede bulunuyor. Belirli aralıklarla yenilenen bu listelerdeki ürünler, ticaret sırasında önemli kısıtlayıcı uygulamalara maruz kalıyorlar. Söz gelimi riskli bulunan ürünler ihraç edilirken, ambalajlarının üzerine çok tehlikeli olduğunu gösteren ''kuru kafa'' ya da çarpı şeklinde ''kemik'' logosu kullanılıyor. Ayrıca AB'nin diğer mevzuatları kapsamında otomatik olarak ticareti kısıtlayıcı etkileri oluyor. Üçüncü listedeki ürünlerin ise sadece etiketlerine ilişkin düzenlemeler bulunuyor.

BİLİMSEL TEMELLERE DAYANMAYAN ARAŞTIRMALARA GÖRE SINIFLANDIRMA
 
Şimdi Türkiye, AB'nin kararını, ''bilimsel temellere dayanmadığı ve ticarette teknik engel oluşturmaya yönelik olduğu'' gerekçesi ile DTÖ nezdinde dava etmeye hazırlanıyor. Bu konuda bir avukatlık firması ile anlaşmalar tamamlanmak üzere. AB'nin bu kararı alırken, fareler üzerinde yapılan deneylere dayandığı, farelere doğrudan bor enjekte edildiği belirtilirken, borun doğrudan tüketime sunulan bir madde olmadığına dikkat çekiliyor. Yoğun olarak deterjan, cam, seramik gibi sektörlerde, az miktarda da enerji sektöründe kullanılan ve kullanım alanları giderek genişleyen borun, söz konusu ürünler aracılığı ile insana bulaşmasının mümkün olmadığı vurgulanırken, AB'nin, ''üye ülkelerde üretilmediği için'' söz konusu sınıflandırmayı çok rahatlıkla yapabildiği kaydedildi.
 
AB'nin söz konusu kararı nedeniyle, bor ihracat pazarının yüzde 50 olumsuz etkilenmesi ve en az yıllık 50 milyon dolar ihracatta kayıp yaşanmasının söz konusu olduğu belirtilirken, AB'nin kararının ''ikincil ve psikolojik etkilerinin'' daha fazla olacağına işaret ediliyor. Buna göre, ülkelerin AB direktifini ulusal mevzuatlarına yansıtmasına bağlı olarak bu etkiler görülecek. Direktif uyarınca, bor ve türevleri, içeriğinde yüzde 5,5'ten fazla bor ve türevleri bulunan ürünlerin ihracatında ambalajın üzerinde ''üreme sağlığı üzerinde etkili toksik madde'' ibaresi, kuru kafa ve çapraz kemik işaretleri, belli semboller bulunacak. Ayrıca, kozmetik gibi ürünlerde de içeriğinde yüzde 5,5'ten fazla bor türevi kullanımı yasaklanıyor.
 
Uzmanlar, bu işaretleri koymanın ilk aşamada ihracatı doğrudan olumsuz etkilemese bile, tüketici tercihlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiliyor. Bu işaretler nedeniyle tüketicilerin, içinde bor ve türevleri bulunan ürünleri almaktan imtina edebileceğini, bunun da sanayicilerin tercihini, dolayısıyla da Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebileceğini anlatan yetkililer, AB'nin özellikle çevre ve insan sağlığı konusunda aldığı kararların diğer ülkeler tarafından da örnek alındığını belirterek, söz konusu kararın etkisinin çok daha geniş çaplı olacağını vurguladılar. Türkiye'nin bor ve türevleri ihraç ettiği ülkeler, AB'nin çekinceleri nedeniyle, AB'ye ihracatlarının olumsuz etkilenmemesi nedeniyle, bu ürünleri kullanmaktan vazgeçebilecek.
 
AB Komisyonu'nun 67/548 sayılı direktifi kapsamındaki ürünlerin gelecek yıl, AB'nin Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi ve İzni (REACH) direktifine dahil olacağına da işaret eden uzmanlar, söz konusu direktife göre yılda bir tondan fazla kimyasal madde üreten veya ithal eden firmaların AB bünyesindeki merkezi bir veri tabanına kaydolmaları, bazı fiziksel ve dokümantasyona ilişkin standartlara ulaşmaları gerektiğini belirttiler. İnsan sağlığının ve çevrenin korunmasının yanı sıra piyasanın rekabetçi ve etkin yapısının korunmasının da hedeflendiği direktif, hem kimyasallardan kaynaklanan risklerin yönetiminde, hem üretilen kimyasallar hakkında sağlıklı bilgilerin sağlanması konusunda, sanayiye büyük sorumluluklar yüklüyor. Söz konusu durumun, Türk firmalarına da AB mevzuatını ve geçiş sürecini takip edebilecek yetkin personel istihdam etmeleri ve daha önemlisi, geçiş sürecinde yapılacak düzenlemelere ilişkin maliyet unsurlarına katlanmaları yönüyle önemli zorluklar doğuracağı öngörülüyor.

TÜRKİYE BORU NASIL SAVUNDU?
 
Türkiye, boru AB ve DTÖ platformlarında savunurken, bilim adamlarından, toksikologlardan aldığı verilere dayanarak, normal kullanım şartlarında borun insan sağlığına doğrudan olumsuz etkisinin olmadığını savundu. Türkiye'de yapılan epidomolojik çalışmaları örnek gösteren Türkiye, bor üretiminde çalışan ve doğrudan bora maruz kalan insanların kan ve idrar örneklerinde, AB'nin doğrudan bor enjekte ettiği farelerde, köpeklerden yola çıkarak öngördüğü düzeylerde bora rastlanmadığı anlatıldı. Çin, ABD'de yapılan ve borun insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olmadığını gösteren çalışmalar da sunuldu.
 
Ancak, bilimsel raporlara karşın, AB, AB ülkelerinde bor üretilmediği, sadece Türkiye ve ABD'de üretildiği için, rahatlıkla söz konusu kısıtlayıcı kararı alabildi.
DTÖ kurallarına göre, ülkeler, insan sağlığı ve hayatı söz konusu olduğunda, gerekli gördükleri önlemi, ''ticareti gereksiz yere kısıtlamadan'' alma hakları bulunuyor. Ancak, AB'nin aldığı kararın bilimsel temele dayanmadığı, kararda belirtilen hususların riskle orantılı olmadığı ve oluşacak riske ilişkin net kanıtlar ortaya konulmadığı, uygulanan metodun uluslararası normlara uygun olmadığı, testlerde kullanılan içerikle değerlendirilen içeriğin aynı olup olmadığının dikkate alınmadığı, testlerde normal kullanım şekillerinin dikkate alınmadığı gibi unsurlar değerlendirildiğinde, ''AB'nin, Türkiye'nin ticaretini gereksiz kısıtladığı'' ve ''teknik engel yarattığı'' düşünülüyor.
AB'nin, bu sınıflandırma kararı ile ''Türkiye'nin ticaretini gereksiz ve orantısız kısıtlaması'' nedeniyle, ticari menfaatlerin korunması için DTÖ'nün Anlaşmazlıkların Halli Organlarına başvurulmasına karar verildi.
 
Böylece şimdiye kadar 2 kez DTÖ yaptırımlarına maruz kalan Türkiye, ilk kez DTÖ'ye şikayette bulunmuş olacak. bu başvurunun, tam üyeliği hedeflediği AB aleyhine olması da ayrıca önem taşıyor. Türkiye, daha önce, pirinçteki ithalat uygulamaları nedeniyle AB tarafından, gümrük birliğindeki tekstil kotalarını paylaşması nedeniyle de Hindistan tarafından DTÖ'ye şikayet edilmişti.
 
DTÖ'ye yapılan başvurudan sonra, ilk önce uzlaşma yöntemi deneniyor. Uzlaşma olmazsa, panel kuruluyor ve panel sonunda karar veriliyor.
Dünyada 4 milyar ton bor rezervi var, bunun yüzde 72'si Türkiye'de. Ama Türkiye dahil yıllık tüketim milyon ton. Bor kimyasallarının yüzde 95'i cam, seramik ve deterjan sektörüne satılıyor. Bu yıl, 500-600 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmesi beklenen bor ihracatının 130-140 milyon doları AB'ye yönelik olacak. Bor kimyasalları ihracatının yüzde 50'si Çin, Japonya, Malezya gibi Uzak Doğu ülkelerine yapılıyor.
 
AA

Kaynak- (MYNET)

ÖNEMLİ NOT: (0 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan HobiHaber.Com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. Hakaret ve küfür içerikli yorumlar kesinlikle yayınlanmamaktadır. ):

Yorum Gönder comment

Son Dakika
image

CHP'de adaylık yarışı

CHP’nin İstanbul’da 22, Ankara’da 12 ilçe ve bazı illerin belediye başkan adaylarını belirlediği öğrenildi. CHP, Eskişehir adayı için DSP’li Yılmaz Büyükerşen’in vereceği kararı bekliyor29 Mart
image

Bahçeli CHP'ye yüklendi

Bahçeli, CHP’nin çarşaf açılımını, “Ilımlı İslam’ın sol ayağı mı isteniyor? Anadolu solu yerine, çarşaflı sol mu oluşturulmak isteniyor?” diye yorumladıMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün
image

KKTC'yle elçi krizi

Büyükelçi ve temsilci atamalarında söz sahibi olmak isteyen ve hükümeti yasa değişikliğine zorlayan Cumhurbaşkanı Talat, yeni elçinin atanmasını engelleyince KKTC 3.5 aydır Ankara’da geçici maslahatgüzar

Hıristiyanlar şokta!

Avustralyalı bir gök bilimci Hz İsa'nın doğumunu müjdelediğine inanılan yıldızın Aralık değil, Haziranda ortaya çıktığını iddia etti.  Avustralyalı bir gök bilimci Hz İsa'nın doğumunu müjdelediğine
image

3 milyar dolarlık çöp

Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) Bursa Şubesi Başkanı ve BTSO Meclis Üyesi İlker Biliktü, Türkiye'de yıllık 3 milyar dolarlık ambalaj atığı olduğunu belirterek, belediyelerin tespit edilecek
image

Kadın yerde kadın

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi olması öngörülen Susan Rice, ABD Dışişleri Bakanlığı’na, Hillary Clinton’a rağmen kendi ekibini getirme çabasında... Rice’ın tutumunun bir benzerinin daha önce görülmediği
image

İşte hayatımıza yer eden hurafeler...

Diyanet İşleri Başkanlığı, hurafelere karşı halkı bilinçlendirmek amacıyla harekete geçti. Diyanet, "21. Yüzyıl Türkiyesi'nde Hurafeler" adı altında hazırladığı kitapta, halkın yanlış bildiği inanışları açıkladı. Diyanet'e
image

Bankada parası olan 1, ücretli 5 ödüyor

İşçi ve memurlar, vergi yükünü taşımaya devam ediyor. Bu yılın 10 aylık döneminde ücretlilerin maaşları karşılığında ödedikleri gelir vergisi tutarı 18,9 milyar YTL'yi buldu. Bu
image

Devletin ne kadar malı mülkü var?

Hazine adına kayıtlı taşınmazlarla ülke yüzölçümünün yaklaşık beşte birini elinde bulunduran devletin ne kadar malı ve mülkü var? İşte cevabı:  Hazine adına kayıtlı taşınmazlarla ülke
image

Baykal kucakladı

Baykal, “Kimliklerimiz, etnik kökenimiz, içinden geçtiğimiz birikimler, mezheplerimiz, inançlarımız farklı olabilir. Ama, hep birlikte milletçe ve dayanışma içinde olmamıza engel olmamalıdır” dediKurban Bayramı’nı memleketi Antalya’da
  • email Arkadaşına Gönder
  • print Yazıcı Görünümü
  • Plain text Plain text
Etiketler
Hiç Bir Etiket Tanımlanmamış
Konuyu Değerlendir
0
Oylama: 0
PRGPrgHostingPRG