Nur Talebelerinin ölümü..

Üstadın ifadesiyle, bu dünya ebedî kalmak için yaratılan bir menzil değildir. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Al-i İmran, 185) İlâhî hükmü gereğince her canlı ve her insan, kendisi için takdir edilen ecelinin vakti gelince mutlak surette ölecektir.

- Bu haber 14 kez okundu.

Nur Talebelerinin ölümü..

Her ölüm haberini aldığım zaman içimi  tatlı bir  hüzün kaplar. Ahiret hayatı aklıma gelir. “Ben öldüğümde halim ne olacak?” diye endişe ederim. Sonra Cenâb-ı Hakk’ın Rahmetini ve Üstadımızın müjdesini hatırlayarak ümitvar olurum. Bilindiği üzere ümit ve reca arasında yaşamak esastır. Cenâb-ı Hakk’ın Rahmetinden ümitvar olmak ve onun gazabından emin olmamak gerekmektedir.

Üstadımız Bediüzzaman, Risale-i Nur’un, şakirtlerine iki mühim neticeyi kazandırdığını; biri: Kabre iman ile girmek, diğeri: Haberimiz olmadan Nur dairesinde takarrur eden (yerleşen) şirket-i maneviye-i uhreviye düsturu ile, bütün Nur Talebelerin manevî kazançlarına ortak olmak olduğunu  ifade  eder. (Kastamonu Lâhikası, yeni tanzim, s. 383) Bu açıdan baktığım zaman Nur Talebelerinin ölümü daha farklı olmaktadır. Üstad’a ve Risale-i Nur’a sadâkat ve kanaat ile talebe olup, Risaleler yoluyla ihlâsla iman ve Kur’ân hizmeti yapan Nur şakirtleri, vefat ettiklerinde büyük bir ihtimal ile kabre iman ile girerler, amel defterlerinin sevap bölümü açık kalır. Onlar bu dünyadan daha güzel olan Ahiret âleminin tarifsiz saadetine kavuşurlar. Orada başta Peygamberimiz (asm) olmak üzere sahabeler, asfiyalar (muhakkik âlimler), şehitler, salih insanlar ve bilhassa Üstad Bediüzzaman ve vefat eden Nur Talebeleriyle mülâki olurlar.

Rize eşrafından, kardeşim İmadettin’in hanımının dedesi olan, Nur Talebesi,  Muhterem  İbrahim Toprak Ağabeyimizin vefat haberini aldığım zaman yukarıdaki  mânâları düşündüm. Akraba olmamız  hasebiyle kendisi ile İstanbul’da değişik münasebetlerde defalarca görüştük. Tebessüm eden nuranî simasıyla lâtife yaparak  bana, “Adaşım, bir ders yap da dinleyelim” derdi. Biz de Risalelerden bir mevzu seçer onu okurduk.

Daha önce bana, onun Üstadımızın mesleğine bağlı fedakâr bir Nur Talebesi olduğunu, geçmişte Yeni Asya’ya ve Nur hizmetlerine fedakârca maddî manevî  katkılar sağladığını söylemişlerdi. Kendisi gibi Nur Talebesi olan oğulları İsmail, İshak, Mehmet Emin ve Numan, İstanbul ve Rize’de Nur hizmetlerine fedakârca katkılar yaptıklarını biliyoruz.

Merhum İbrahim Toprak Ağabeye Cenâb-ı Hak’tan rahmet, kederli ailesine ve   yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ederim. Rabbim  bizi ve onu yukarıda Üstadımızın haber verdiği müjdelere nail  eylesin. Amin...

Konuyla ilgili makaleler:

Asr-ı Saadetin nurlu atmosferinin asrımıza yansıması: Nûr Talebeleri

Sâhil-i selâmet olan Dârüsselâma Ümmet-i Muhammedi'yeyi (a.s.m.) çıkaran bir Sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeler olan Risale-i Nur Talebeleri'nin nurlu vasıflarından bazıları...

Kaynak:Yeni Asya

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.