Bu haber kez okundu.

Hukukta orantısız güç kullanımı
Av. Behlül SEMERCİ

Halbuki söz konusu yurt imar affından yararlanmış ve Yapı Kayıt Belgesi verilmiş. Ayrıca yurdun MEB’den kurum açma izni ve işyeri açma ve çalıştırma ruhsatı mevcut. Bütün bunlara rağmen mezkûr karar ilgili kişilere ve yetkililere bildirilmemiş. Bütün bunlar yetmezmiş gibi ekipler, yıkım için TOMA destekli polisler eşliğinde sabaha karşı yurdu boşalttı. Kapı balyozla kırılarak içeri girildi. İçeride eşyaları kaldığı gerekçesiyle bulunan öğrencilere biber gazıyla müdahale edildi. Hadiseler olurken yaşananlar, videolar ve fotoğraflarla sosyal medyaya ve basına yansıdı. Yaşanan hadisede bir ihmal varsa dahi, bundan yurtta kalan üniversite öğrencileri sorumlu olmaz. Öğrencilerin maruz kaldığı muamele ve acı tablo her vicdan sahibini derinden yaralamıştır.

Bu olanlara sessiz kalmak istemeyen bir grup, Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde toplandı ve basın açıklaması yapmak istedi. Polis bu sefer de oradakilere orantısız ve sert müdahalede bulundu.

Yaşananlar vicdanları derinden yaralarken, asıl dikkat çekilmesi ve hatırlanması gereken nokta; hukuka ve kanuna riayet etmemenin nasıl haksızlıklara yol açabileceği.

Şu kesinlikle bilinmelidir ki; toplanma ve protesto yapma temel ve anayasal bir haktır. “Anayasa Madde 34. - Herkes, önceden izin almadan, silâhsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” 

Ve gelişmiş demokrasilerin vazgeçilmezi, hukuk devletinin olmazsa olmazıdır!

Polisin zor kullanma yetkisi 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyetleri kanunu çerçevesinde düzenlenmiştir. Mezkûr Kanunun 16. Maddesinde polise direnişi kıracak ölçüde zor kullanma yetkisi verilmiştir. Fakat bu; kanunun çizdiği sınırlar çerçevesinde, kademeli bir şekilde ve hukukun temel ilkelerinden biri olan ölçülülük ilkesine uygun şekilde yapılmalıdır.

Yaşanan hadisede kadın ve çocuklar varken polisin biber gazı sıkması “zor kullanma yetkisi” kapsamında  değerlendirilebilir mi? Elbette değerlendirilemez. Neden mi? 

Çünkü caminin önünde biber gazından kaçan başörtülü kadın, küçücük yaşında biber gazıyla tanışmış bir erkek çocuğu, gazdan fenalaşıp yerlerde kıvranan bir vatandaş ve elinde taş dahi olmayan savunmasız insanlar söz konusu.

Yine yaşanan hadisede öğrencilerin olduğu aktif bir yurda kapısı kırılarak zorla girilir mi? Eşyaları içeride olmasına rağmen, boşaltılmadan yıkılabilir mi?

Evet ülke olarak ciddî hukuksuzlukların ve mağduriyetlerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz. Telâfisi zor, hukuk ve kanunla açıklanması mümkün olmayan birçok hadise yaşanıyor her gün.

Bir tanesi de yine İstanbul’da yapılacak olan “İslâm Siyaset Düşüncesi” panelinin başlama saatinden birkaç saat önce valilik kararıyla yasaklanması.

Normalde, yani hukukun işlediği bir yerde AYM ve AİHM içtihatlarına göre, ifade hürriyeti gibi temel haklarda yapılan kanunî sınırlamalar dar yorumlanmalıdır yani getirilecek sınırlama veya kısıtlamalar lokal olmalı, somut olaya tedbir mahiyetinde olmalı ve gerekçesiz yasak olmamalı. Valilik ise kararında bir kanun lâfzıyla yetinmiş ve gerekçelendirme yapmamıştır.

Netice itibariyle bütün bu olanlar adalete, yargıya ve devlete olan güveni azaltmaktadır. “Hukuka ve kanuna riayet” etmemenin sonuçları ortada iken bizlerin çabası, gayreti ve çağrısı her zaman hukuk ve adalet için olacaktır.

Kaynak: Yeni Asya

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol