‘Babamın sesini yıllardır duymuyorum’

Türkiye’de yaşayan Uygurlar Çin’deki aileleriyle dijital gözetim ve kontrol mekanizmaları dolayısıyla haberleşemiyor. Ailesinden yıllardır haber alamayan Medine Nazımı, “Babamın sesini yıllardır duymuyorum” diyor.

Halit Aydoğan
Halit Aydoğan
10 Ocak 2021 Pazar 12:33
15 Okunma
‘Babamın sesini yıllardır duymuyorum’

Türkiye’ye okumak için gelen Cevlan Şirmehmet, Çin’deki dijital gözetim sebebiyle ailesiyle iletişim kuramayan binlerce Uygurdan biri. Çin’den ayrılanlar, teknolojik araçların kontrol altında olması dolayısıyla sevdiklerinden yıllarca haber alamıyor ve aileleriyle iletişimi kesmek zorunda kalıyor. Bu da, Çin’deki baskılardan ülkeden ayrılmalarına rağmen kaçamamalarına sebep oluyor.

29 yaşındaki Şirmehmet, İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. 2016 yılının Ağustos ayında Çın Çüenguo’nun Sincan Uygur Özerk Bölgesi Sekreteri olarak atanmasının ardından baskıların artmasıyla iletişim sorunlarının yaşanmaya başladığını anlatıyor. “Genelde WeChat üzerinden konuşuyorduk. En son 2018’de annem ile WeChat üzerinden konuştum. Bu konuşmadan iki gün sonra anneme tekrar mesaj attığımda fark ettim ki beni WeChat’ten silmiş. Kardeşim, diğer akrabalarım da sildiler. Annem babam kardeşim devlet memuru. Baskı dolayısıyla sildiler diye düşündüm. Onlar iletişime geçene kadar ben geçmeyeyim dedim. O gün bugündür konuşamadık.”

“21. yüzyılda neden bunları çekiyoruz?”

Kardeşi Mevlüde Nazımı’nın akıbetini öğrenmek için İstanbul’daki Çin Konsolosluğu önünde nöbet tutan Medine Nazımı, 12 yıldır Türkiye’de. Üç çocuğu ve eşiyle İstanbul’da yaşıyor, ancak ailesi Çin’de. 37 yaşındaki Medine Nazımı, dört sene önce bütün tanıdıklarının kendisini WeChat uygulaması üzerinden sildiğini anlatıyor. Ailesiyle iletişimi 2017’de kesilen Nazımı, sevdiklerinden dört senedir haber alamıyor. Annesi geçtiğimiz Eylül ayında vefat etmiş, ölümünden önce son bir kez telefonda sesini duyamamış. Babası hayatta, ancak onunla da iletişim kuramıyor. “Babamın sesini duymayalı, ‘Torunların büyüdü, seni görmek istiyor’ diyemeyeli üç seneden fazla oldu. Teknoloji bu kadar ilerlemişken, 21. yüzyılda yaşarken neden biz bunları çekiyoruz ya? Bizim de insan gibi yaşamaya hakkımız yok mu?”

“Uygurlar sanal bir hapishanede yaşıyor”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından 2019’da yayınlanan bir rapor, Çin’de polisin mobil uygulamayla Uygurların kişisel bilgilerini topladıklarını ortaya koyuyor.  DW Türkçe’ye konuşan, akıllı telefonlar için güvenlik uygulamaları hazırlayan “Guardian Project” ekibinin kurucusu Nathan Freitas, Uygurların telefonlarına “polis uygulaması” yüklemek zorunda olduklarını, bu uygulamanın telefonları birer şahsî takip cihazına dönüştürdüğünü söylüyor. 

“Akıllı telefonlar bir şekilde takip cihazı işlevi görse de yükleme zorunluluğu olan uygulama ile her bir kişinin direkt ve gerçek zamanlı denetim sürecine tabi olması gözetimi daha etkili hale getiriyor” diyor. İnternet sansürünün arttırıldığı Sincan ve Tibet gibi bölgelerde, Pekin’deki dijital denetime ek olarak anahtar kelimelerin takip edildiğini, bazı ilave servis ve uygulamalara erişim engeli olduğunu söylüyor. Freitas, “Uygurların sanal bir hapishanede yaşadığını söyleyebiliriz” diyor. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner60