Bu paketten demokrasi çıkmaz..

DDA’nın hazırladığı Anayasa Değişiklik Kanunu’na dair metinde daha çok, yürütmenin yetki ve sorumluluklarının yeniden tarif edildiği belirtilerek, “vatandaşların beklentisi olan ‘yepyeni’ bir anayasa talebini karşılamanın gerisine düştüğü gözlenmektedir” denildi.

Halit Aydoğan
Halit Aydoğan
23 Mart 2017 Perşembe 08:28
44 Okunma
Bu paketten demokrasi çıkmaz..

Denge ve Denetleme Ağı (DDA),  Anayasa Değişiklik Kanunu’na dair yeni bir metin açıkladı. Metinde, denge ve denetleme sistemi ile temel hak ve özgürlükler, anayasaların omurgaları, demokratik ülke anayasalarının ise olmazsa olmazlarıdır, olduğuna dikkat çekilerek, “Denge denetleme sistemi ile devlet organlarının yetkileri ve sınırları belirlenir; birbirleriyle ilişkileri düzenlenir. Bu sistemin olmadığı anayasalarda devlet mekanizması sağlıksız işler, temel hak ve özgürlükler devletin gücüne yenik düşer” denildi.

Bu yüzden, DDA olarak 2012 yılından bu yana, anayasada güçlü bir denge denetleme sisteminin yer alması gerekliliğini vurguladıklarını açıklayarak; bunu hayata geçirecek sivil kültür ve reformlar için çalıştıklarını, 16 Nisan 2017 tarihinde oylanacak Anayasa Değişiklik Kanunu’nun ise içinde denge denetleme sistemi bulunmayan bir metin olarak karşılarında olduğunun altı çizildi.

Toplumsal uzlaşmayı sağlamayan bir anayasa talebi

Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, gündemimizdeki Anayasa Değişiklik Kanunu’nun geneline bakıldığında, yasama-yürütme ilişkilerinin yeniden ele alındığı; daha çok, yürütmenin yetki ve sorumluluklarının yeniden tarif edildiği; var olan parlamenter sistem yerine yeni bir hükümet sistemi modeli içerdiği görülmekte, bu yönüyle vatandaşların beklentisi olan ‘yepyeni’ bir anayasa talebini karşılamanın gerisine düştüğü gözlenmektedir. Ağ olarak, ruhunu denge denetleme sisteminden alan, geniş bir sivil katılım sonucunda hazırlanarak toplumsal uzlaşmayı sağlayacak anayasa talebimizin baki olduğunu vurgulamak isteriz.

9 kritere dikkat çektiler

DDA olarak anayasa değişiklik metnini, 9 denge denetleme kriteri ölçeğinde inceleyerek ‘Gündem Anayasa Mevzu Denge Denetleme’ analiz raporunu hazırladıklarını belirten yetkililer, nesnel ölçütler ve veriler doğrultusunda, üzerinde uzlaşarak hazırlanan raporda, birkaç ana noktanın altı çizildi. İşte o noktalar:

-BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM: Denge ve denetleme sistemi bütüncül bir yaklaşımı gerektirir. Dolayısıyla yürütmeyi etkin kılarken, denge denetleme sistemini lâyıkıyla işletebilmek amacıyla, başta yasama organı olmak üzere; yargı, yerel yönetimler, sivil toplum ve medya alanında da aynı anlayışta düzenlemelere ihtiyaç vardır.

-DEĞİŞİKLİKLERDE MECLİS YOK: Anayasa Değişiklik Kanunu ile, güçlü yürütme amacı doğrultusunda yapılan kapsamlı değişiklikler, vatandaşlar olarak bizlerin iradesini temsil eden yasama organı, yani Meclis için öngörülmemiştir. Oysa Meclis, hükümet sistemi tercihinden bağımsız olarak, bütün demokrasilerde sistemin asli unsurudur. Dolayısıyla Meclisin, yasama, denetim ve temsil işlevlerini tam anlamıyla yerine getirmesini sağlayacak ‘temsilde adalet’, ‘şeffaflık’, ‘çoğulculuk’ ve ‘hesap verebilirlik’ ilkelerini içeren yeni Siyasî Partiler Kanunu, Seçim Kanunu ve Meclis İç Tüzüğü’ne de ihtiyaç vardır. 

-DENETİM VE HESAP VERİLEBİLİRLİK SORUNLU: Bütüncül bir yaklaşım gerektiren denge denetleme sisteminin Anayasa Değişiklik Kanunu’nda olmadığını teslim ederken, 1982 Anayasası’nda da denge ve denetleme sistemi yok. Mevcut sistemde de yasama, yürütme ve yargının teşekkülü; bunların birbirleriyle ilişkilerinin kurgulanışı; denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının etkili ve verimli bir biçimde işlemesi açısından ciddi sorunlar bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut anayasal sistemin, bu anayasa değişikliği önerisinden bağımsız olarak, denge denetleme açısından bir reforma ihtiyacı olduğu çok açık bir gerçektir.

-FARKLI KESİMLERİN UYUMU EKSİK: Anayasa Değişiklik Kanunu’nun ‘güçlü yürütme, güçlü yasama’ düsturuyla hazırlandığı belirtilmektedir. Güçlü yürütme olgusu, son dönemde artan ve karmaşıklaşan toplum ihtiyaçlarını karşılamak, özellikle Türkiye gibi zor dönemlerden geçen ülkelerde güvenlik ve istikrarı sağlamak açısından yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Zira, istikrar, güven, barış ve huzuru sağlamanın bir yolu güçlü yürütme ise, diğer yolu da, toplumun farklı kesimlerinin birlikte uyum içinde yaşayacakları, siyasi sistemde kendilerini ifade edebilecekleri kanalların bulunduğu bir ortamın oluşturulmasıdır.

İstanbul - Yeni Asya

‘Yürütmeyi denetleme süreci’ artık mümkün olmayacak

ABD ve Fransa’da eğitim görmüş, uluslar arası dâvâlarda uzmanlaşmış olan Av. Ece Güner Toprak, “Çare Başkanlık mı?” isimli bir kitap hazırlamış. Milliyet’teki yazısında kitaba atıf yapan Yaman Törüner, kitaptaki bilgileri özetlemiş. 21 Mart 2017 tarihli Milliyet’de yer alan yazıya göre Av. Ece Güner Toprak’ın tesbitlerinin bir kısmı şöyle:

Cumhurbaşkanı denetime tabi olmadan atama yapacak

- Cumhurbaşkanı, meclise karşı sorumlu olmayacak.

- Meclisin elindeki gensoru imkânı tamamen iptal ediliyor. Mevcut Anayasamızda 20 milletvekilinin bile başlatabileceği bu önemli “yürütmeyi denetleme süreci” artık mümkün olmayacak.

- Soruşturma sürecini başlatabilmek için 301 milletvekili, Yüce Divan’a sevk için 400 milletvekili gerekecektir.

- “Uyumlu” olmayan bir meclisi cumhurbaşkanı erken seçime zorlayabilecektir.

- Halkın parasını harcama yetkisi (bütçe yapma yetkisi) artık cumhurbaşkanında. Oysa başkanlık sisteminde, parlamenter sistemde olduğu gibi “cüzdanın gücü” her zaman meclistedir.

- Kararnameler ve kanunlar, hukukî muamele açısından “eşit değerde” olacaktır. İkisinin de sadece Anayasa’ya aykırılığı incelenecektir. Oysa mevcut sistemde kararnameler, kanunlara göre açık şekilde hiyerarşide “alt seviyedir.” 

- Cumhurbaşkanı, büyük ölçüde, “Kanun Gücünde Kararnameler”le ülkeyi yönetecektir. Bir günde, hiç tartışılmadan, hiç istişare edilmeden, bir kişinin imzasıyla, ülkeyi derinden etkileyen düzenlemeler yapılabilecektir.

- Cumhurbaşkanı tek başına, takdirine kalmış bir kararla ve hiçbir denetime tabi olmadan, örneğin şu kişileri atayacaktır: Bakanlar, müsteşarlar, bakanlıklardaki daire başkanları, valiler, Merkez Bankası Başkanı, EPDK Başkanı ve üyeleri, BDDK Başkanı ve üyeleri, SPK Başkanı ve üyeleri, Rekabet Kurulu Başkanı ve üyeleri, YÖK üyeleri. Bu atamaların “usul ve esaslarını” da cumhurbaşkanının kendisi belirleyecektir.

- Hukuk devleti, kaliteli, güvenilir ve bağımsız yargı; güçlü kurumsal yapı (liyakat temelinde atanan bir bürokrasi) ve dengeli denetim mekanizmaları (bağımsız kurumlar, güçlü Merkez Bankası, EPDK, BDDK vb.) anlamına geliyor. Bu yapı bozulacak.  

İstanbul - Yeni Asya

Kaynak: Yeni Asya

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner101

banner60