Risale-i Nur'dan Said Nursi
Risale-i Nur'dan Said Nursi
Yazarın Makaleleri
Nur’un mesleği cihetiyle daima beraberiz
Mesleğimizde zaman, mekân sohbetimize mâni olamaz. Şarkta, garbda, hatta ahirette, berzahta olsa da beraberiz. Meselâ, berzahta Hafız Ali (rh), her gün manen yanımızdadır. Bu hakikate binaen, sûrî ayrılmaya, hatta ölüme ehemmiyet vermemeliyiz....
Ölüm, dost ve ahbaba kavuşmaktır
Yedinci Kelime: 'Ve yumît.” Yani mevti veren O'dur. Yani hayat vazifesinden terhis eder, fânî dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzâd eder. Yani hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece...
Risale-i Nur, hürriyet ve adaleti de temin eder
  Mahkeme Reisi Ali Rıza Beyefendi! Hukukumu müdafaa etmek için ehemmiyetli bir talebim ve bir ricam var. Ben yeni harfleri bilmiyorum ve eski yazım da pek nâkıstır. Hem beni başkalarla görüştürmüyorlar; âdeta tecrid-i mutlak içindeyim....
İslâm, adaleti ve hakikî hürriyeti câmîdir
  Dördüncü Hakikat: Şeriat-ı Garra, kelâm-ı ezelîden geldiğinden, ebede gidecektir. Zira şecere-i meylü'l-istikmal-i âlemin dalı olan insandaki meylü't-terakkînin mahsul ve semeresi olan istidadın telâhuk-u efkârla hâsıl...
Adalete hislerini karıştıranlar zulmederler
Evet, hâkim ve mahkeme tarafgirlik şaibesinden müberra ve gayet bîtarafâne bakması birinci şart-ı adalet olduğuna dair binler vukuat-ı tarihiyeden, Hazret-i Ali Radiyallahü Anhın hilâfeti zamanında bir Yahudi ile mahkemede beraber oturmaları...
Baharın her bir günü bayram hükmünde
Baharın her bir günü, her bir haftası birer taife-i nebatatın birer bayramı hükmünde olduğu için her bir taifesi dahi kendi Sultanının o taifeye ihsan ettiği güzel hediyeleri teşhir... ALTINCI SURET İşte gel, bak. Bu muhteşem şimendiferler,...
Ey nefsim! Acaba sırf dünya için mi yaratıldın?
BEŞİNCİ İKAZ Ey dünyaperest nefsim! Acaba ibadetteki füturun ve namazdaki kusurun, meşâgil-i dünyeviyenin kesretinden midir? Veyahut derd-i maişetin meşgalesiyle vakit bulamadığından mıdır? Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki,...
Zübeyir, en lüzumlu zamanda imdadıma geldi
Aziz, Sıddık Kardeşlerim! Evvelâ: İhtiyat ve temkin ve meşveret etmek lâzımdır. Sâniyen: Zübeyir bana merhum biraderzâdem Abdurrahman yerine ve Ceylan merhum biraderzâdem Fuad bedeline verilmiş diye manevî ihtar aldım. Ben de burada...
Baharda yeryüzü bir mahşer
Acaba bütün benî Âdem'i arkasına alıp şu arz üstünde durup, Arş-ı A'zama müteveccihen el kaldırıp, nev-i beşerin hülâsa-i ubudiyetini câmi' hakikat-i ubudiyet-i Ahmediye (asm) içinde dua eden şu şeref-i nev-i insan ve ferîd-i...
Bir vazifemiz de hayret ve tefekkür
  İ'lem Eyyühe'l-Aziz! Nübüvvet-i Ahmediyeyi (asm) ispat eden delillerden biri de tevhiddir. Evet, meratibiyle tevhid bayrağını kâinatın en üst tepesi üstünde dikmiş olan ve enzar-ı âleme karşı makamlarıyla beraber tevhide...
Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun?
ON BİRİNCİ KELİME 'Ve ileyhi'l-masîr.” Yani ticaret ve memuriyet için, mühim vazifelerle bu dâr-ı imtihan olan dünyaya gönderilen insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları...
İman, hakikî uhuvveti tesis eder
Dördüncü Hakikat Ey nefis! Kâinatın uzak çöllerine gidip Sâni'in ispatına deliller toplamaya ihtiyaç yoktur.  Bir kulübecik hükmünde bulunan, içerisinde oturduğun cisim kafesine bak. Senin o kulübenin duvarlarına asılan icad silsilelerinden,...
Asr-ı Saadette hükmeden, hak, akıl ve meşveretti
Zaman-ı saâdette ve Selef-i Salihîn zamanlarında hükümfermâ hak ve bürhan ve akıl ve meşveret olduklarından, şükûk ve şübehatın hükümleri olmazdı. Vakta ki mazi derelerinde hükümferma olan garaz ve husûmet ve meylü't-tefevvuku...
Sene içinde bir kudsî çekirdek: Berat
‘Aziz, Sıddık, Mübarek, Metîn Kardeşlerim! Sizin Leyle-i Beratınızı ve gelen leyâli-i Ramazan-ı Mübarekenizi tebrik ederiz. Cenab-ı Hakka yüz binler şükür olsun ki Risale-i Nur kendi kendine tevessü ediyor. Her tarafta fütuhatı var. Ehl-i...
Her derdin kudsî devası: İman
  BİR VEBA, GİTTİKÇE YERYÜZÜNE DAĞILIYOR Dünya, büyük bir manevî buhran geçiriyor. Manevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir taun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş...
Hayatımızı vakfettiğimiz hakikat
  Kardeşlerim! Ben kalben arzu ederim ki; çelik ve demir gibi sebatkâr Isparta ve civarındakiler gibi metin kahramanlar (Hüsrevler, Hafız Aliler gibi) Kastamonu tarafından dahi burada görünsün. Hadsiz şükür ediyorum ki; Kastamonu vilâyeti,...
Konuşan yalnız hakikattir
Allah'a binlerce şükürler olsun ki, yirmi sekiz senedir dini siyasete alet ittihamı altında, Kader-i İlâhî ihtiyârım haricinde dini hiçbir şahsî şeye alet etmemek için beşerin zalimâne eliyle mahz-ı adalet olarak beni tokatlıyor, ikaz...
Vefatımla, çok Saidler hakikati haykıracak
Ben rahmet-i İlâhîden ümit ederim ki mevtim, hayatımdan ziyade dine hizmet edecek.  Mektubat, s. 509 *** Toprağa atılan bir tohumun yüzer sünbüller vermesi gibi, bir Said yerine yüzler Said size o yüksek hakikati haykıracaktır. Tarihçe-i...
İnsanlığın da bir baharı olacak inşaallah
  Her kıştan sonra bir bahar, her geceden sonra bir sabah olduğu gibi, nev-i beşerin dahi bir sabahı, bir baharı olacak inşaallah. Biliniz ki bizim muradımız, medeniyetin mehasini ve beşere menfaati bulunan iyilikleridir. Yoksa medeniyetin...
Gel, bugün nevruz-u Sultanîdir
  Gel, bugün nevruz-u Sultanîdir. Bir tebeddülât olacak, acib işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz. ONUNCU SURET Gel, bugün nevruz-u Sultanîdir. (HÂŞİYE) Bir...
Mi’rac ve zamanın izafîliği
(Dünden devam) Yine hatıra gelir ki: Dersin: 'Birkaç dakikada binler sene mesafeyi kat' etmek aklen muhaldir.” Biz de deriz ki: Sâni-i Zülcelâl'in sanatında, harekât nihayet derecede muhteliftir. Meselâ, savtın sür'atiyle...
Binler sene, birkaç dakikada nasıl gidilir?
(Dünden devam) Hem hatıra gelir ki: Ey mülhid! Sen dersin: 'Bin müşkülât ile tayyare vasıtasıyla ancak bir iki kilometre yukarıya çıkılabilir. Nasıl, bir insan cismiyle binler sene mesafeyi birkaç dakika zarfında kat' eder,...
Gökler, melâike ve ruhanîlerin meskeni
(Dünden devam) Madem âlem-i ulvîde muhtelif teşkilât var, muhtelif vaziyetlerde muhtelif ahkâmlar görünüyor; öyle ise o ahkâmların menşeleri olan semavat muhteliftir. İnsanda, cisimden başka nasıl akıl, kalp, ruh, hayal, hafıza gibi mane-...
Yetmiş bin perdeyi geçmek ne demek?
(Dünden devam) Yine hatıra geliyor ki: Ey müstemi! Sen kalbinden diyorsun ki: 'Nasıl inanayım? Her şeyden daha yakın bir Rabbe, binler sene mesafeyi kat' edip yetmiş bin perdeyi geçtikten sonra Onunla görüşmek ne demektir?” Biz de...

banner101

banner60